EN

BLOG

PAYLAŞ

18 Mart 2020

Alışverişin Geleceği: Kişiselleştirilmiş E-Ticaret (Me - Commerce)

Bir ürünü almaya karar vermeden önce kaç defa düşünüyorsunuz? Ya da şöyle soralım kendinize en uygun ürünü almak ne kadar vakit harcıyorsunuz? Araştırmalar, insanların alışveriş yapma isteğinin çoğunlukla kendilerini daha iyi hissetmesiyle doğru orantılı olduğunu kanıtlıyor. Ancak tüketiciler arzulanan ürünü bulma ve satın alma konusunda saatler, günler belki de haftalar harcıyor. Bu durum da potansiyel tüketicinin satın alma şevkini kırıyor. Yakın bir zamanda bu dertlere son verecek bir döneme doğru giriyoruz: “Kişiselleştirilmiş E-Ticaret” (Me - Commerce)

İçerisindeki ürünleri tamamen sizin zevkinize, bedeninize ve alışveriş geçmişinize göre tasarlamış bir dükkâna girdiğinizi hayal edin ve bunun e-ticaret sitelerinde can bulduğunu… Kişiselleştirilmiş sayfa tasarımları ve e-mailing sistemleri %42 ve kişiselleştirilmiş web içerikleri de %40 oranında daha fazla tüketiciyle olan etkileşimi artırıyor(SalesForce). Bu alışveriş şekli, kişiselleştirilmiş e-ticaretle yakın gelecekte bir standart olacak.

Alışveriş tarzınızı sizden daha iyi tanımlayan kişiselleştirilmiş e-ticaret dönemi son 10 yıldır insanların tüketim alışkanlıklarını iyileştiriyor. Segment’in yaptığı araştırmalara göre, tüketicilerin %85’i kişiselleştirilmiş e-ticaretle satın aldığı üründen memnun kalıyor. Araştırma, aynı zamanda bu e-ticaret yöntemi tüketicilerin satın alma konusundaki kararlılığını %50’ye kadar arttırdığı belirtiyor.

Kişiselleştirilmiş sanal mağazaların var olabilmesi için tüketici verilerine ihtiyaç elbette yüksek oluyor ancak her tüketici kişisel verileri açmak istemeyebilir. Çoğu nesil e-ticaret sektörüne kişisel veri paylaşımı konusunda muhafazakâr davranışlar sergiliyor. Buradaki en büyük engellerden biri ise e-ticaret sektörünün esas potansiyeli elinde bulunduran dijital göçmenlerin henüz güvenini kazanamaması. Bu da kişiselleştirilmiş e-ticaretin gelişimine ket vuruyor. Ama bu konuda “Z” kuşağı tüketicileri daha istekli davranıyor. Salesforce’un araştırmasına bakacak olursak, ürünlerin kendi ihtiyaçları doğrultusunda düzenlendiği takdirde “Z” kuşağının %52’si kişisel verilerini paylaşabileceklerini belirtiyor.

Bu gelişmeler kişiselleştirilmiş e-ticaretin borsadaki değerini oldukça artırıyor. Sektör duayenleri, gerekli büyük çaplı yatırımlar yapıldığı ve kişisel verilerle beslendiği takdirde bu sektörün trilyon dolarlarca değer kazanacağını savunuyorlar.

Kişiselleştirilmiş e-ticaretin gelişiminin ve değişiminin durmayacağı çok açık… Her 10 yılda ayrı bir nesil geliyor ve bir önceki nesli yorumlayarak geleceğini şekillendiriyor. Bununla beraber gelişen teknolojiler ve ürünler insanoğlunun pek çok alışkanlığını yeniden inşa ediyor. Bu dönüşüme tanık olma düşüncesi heyecan uyandırıyor, önümüzdeki süreç bunu bize gösterecek.